İlk önce bu bölümü açıklayayım. Bu bölüm yeni bir romanın ilk sayfası. Dünya'nın Sonu koyardım ama aynı isimle bir sürü kitap, film vb olduğu için esprili bi isim koydum. Bu roman sadece internete konulmak için yazılan bir roman. Bölümler halinde dizi gibi olacak. Yani kısaca ro-di(roman-dizi) bölümümüzün ilk sayısı. Bu arada size küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link: Facebook, Google+, YouTube.
BAŞLANGIÇ
Serkan her zamanki gibi sabah yatağından doğruldu. Uykusunu tam alamamış olacak ki uyku sersemi bir biçimde elini yüzünü yıkamaya banyoya girdi. Elindeki suyu yüzüne savurduktan sonra aynaya bakarak donup kaldı. Her yer harabe olmuştu. O sırada bir tıkırtı duydu. Banyo kapısının önünden bir gölge geçti. Hemen kapıyı yavaşça örttü. Ardından çamaşır makinesinin altına bantla yapıştırdığı tornavidayı aldı. Çamaşır makinesinin içini söktü hızlıca ve içindeki her ihtimale karşı koyduğu silahını, şarjörünü, yedek on dört mermiyi(silahın içindekiyle beraber yirmi bir mermi vardı), küçük çakısını, feneri ve pilleri çıkardı. Silahın içine şarjörü taktı. Silahı çekti. Kapıya doğrulttu. Bekledi. Birden kapıdan büyük bir ses geldi. 'Herhalde biri kapıya omuz atıp kapıyı kırmaya çalışıyor.' diye düşündü Serkan. Kapıya sürekli gerilip gerilip vuruluyordu. Silahı normal bir insanın karnına gelecek şekilde kapıya doğrulttu. Ve kapıya vurma sesleri gelirken ateş etti. Ama hiçbir şey olmadı. Silahın emniyetini açmayı unutmuştu. Elindeki silahı indirdi. Silahın emniyetini açıyordu ki...
'AHH!' diyerek kafasındaki büyük acıyla uyandı. Etraf karanlıktı. Eli tahmin ettiği üzere bir kelepçeyle bağlanmıştı. Hemen ceplerini kontrol etti. Malzemeleri gitmişti. Hemen öfkelendi. Tam bağırıyordu ki 'Daha uyandığımı anlamadılarsa kendimi savunacak bir şey bulmalıyım.' diye düşündü. Küçük çakısını sakladığı yere baktı. Yani ayakkabısının kenarındaki lastik yeri oyup çıkardığı yere. Çakıyı koyduktan sonra gizlemek için üstüne kapattığı plastiği çıkardı. Evet çakı oradaydı. Hemen eline aldı. Plastikle ayakkabısını tekrar kapattı. Karanlıkta etrafı görmeye çalıştı ama nafile. Zifiri bir karanlık vardı. Eliyle etrafı arıyordu ki birden bir kilit açma sesi duydu. Sonra da Saw'da ki meşhur kapı gibi bir kapı açıldı büyük bir gürültüyle. Hemen çakısını tişörtüne gizledi. Adam yanına geldi ve: 'Merhaba Serkan. Biz de seni bek...' Serkan lafını bitirmesine fırsat vermeden boğazına sapladı çakıyı, bastırdı ve çekti. Boğazından kanlar fışkırıyordu şimdi. Adam can havliyle boğazındaki deliği kapatıp kanı durdurmaya çalışırken Serkan adamı belinden yakaladı ve kendine doğru çekti. Adam yere düşerken kafasını Serkan'ın sol elinin kelepçeli olduğu demire çarptı. Adamdaki hareketlenme kesilmişti. Hemen nabzını kontrol eden Serkan adamın orada can verdiğini anladı. Burada olup biteni başkaları anlamadan hemen işe koyuldu Serkan. Adamın üstünü aradı. Üç tane anahtarın bulunduğu bir anahtarlık, bir fener ve de bir kelepçe anahtarı buldu. Kelepçesinden kurtuldu. Şimdi işin zor kısmına gelmişti. Her neredeyse oradan kurtulmak...
DEVAM EDECEK...
'AHH!' diyerek kafasındaki büyük acıyla uyandı. Etraf karanlıktı. Eli tahmin ettiği üzere bir kelepçeyle bağlanmıştı. Hemen ceplerini kontrol etti. Malzemeleri gitmişti. Hemen öfkelendi. Tam bağırıyordu ki 'Daha uyandığımı anlamadılarsa kendimi savunacak bir şey bulmalıyım.' diye düşündü. Küçük çakısını sakladığı yere baktı. Yani ayakkabısının kenarındaki lastik yeri oyup çıkardığı yere. Çakıyı koyduktan sonra gizlemek için üstüne kapattığı plastiği çıkardı. Evet çakı oradaydı. Hemen eline aldı. Plastikle ayakkabısını tekrar kapattı. Karanlıkta etrafı görmeye çalıştı ama nafile. Zifiri bir karanlık vardı. Eliyle etrafı arıyordu ki birden bir kilit açma sesi duydu. Sonra da Saw'da ki meşhur kapı gibi bir kapı açıldı büyük bir gürültüyle. Hemen çakısını tişörtüne gizledi. Adam yanına geldi ve: 'Merhaba Serkan. Biz de seni bek...' Serkan lafını bitirmesine fırsat vermeden boğazına sapladı çakıyı, bastırdı ve çekti. Boğazından kanlar fışkırıyordu şimdi. Adam can havliyle boğazındaki deliği kapatıp kanı durdurmaya çalışırken Serkan adamı belinden yakaladı ve kendine doğru çekti. Adam yere düşerken kafasını Serkan'ın sol elinin kelepçeli olduğu demire çarptı. Adamdaki hareketlenme kesilmişti. Hemen nabzını kontrol eden Serkan adamın orada can verdiğini anladı. Burada olup biteni başkaları anlamadan hemen işe koyuldu Serkan. Adamın üstünü aradı. Üç tane anahtarın bulunduğu bir anahtarlık, bir fener ve de bir kelepçe anahtarı buldu. Kelepçesinden kurtuldu. Şimdi işin zor kısmına gelmişti. Her neredeyse oradan kurtulmak...
DEVAM EDECEK...
Yorumlar
Yorum Gönder