Ana içeriğe atla

Canlandırmalar #1

Bu bölümde atasözlerinin, özlü sözlerin, deyimlerin vb sözlerin nasıl çıkmış olabileceği ile alakalı hikaye bazlı senaryolar yazacağım. Gerçek değiller ama olma olasılıkları çok düşük de olsa var. Bu arada size küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link: FacebookGoogle+YouTube.

Damlaya damlaya göl olur.

''Yaşlı adam evi için tuttuğu balıkları sağ eline, oltayı da sol eline alarak evinin yolunu tuttu. Ailesi bu balıkları gördüklerine çok sevinecektir çünkü dört haftadır balık yememişlerdi. Adam en çok çocuğunun suratındaki o mutluluğu göreceği için sevinçlidir. 

Neredeyse eve gelmişti. Saatte dokuz olmak üzereydi. Cebinden anahtarı çıkarmaya çalışırken anahtarı yere düşürdü. Yerden bir şeyler sıçradığını gördü. Anahtar bir birikinti de yüzüyordu. Evi su bastı herhalde diye düşünüp aceleyle eve girdi.

Altı saat önce...

DİNG DONG... 'Kapıya bak Necati!' diye seslendi anne oğluna. Necati oflaya puflaya kapının yanına geldi. 'Kim o?' dedi. Kapıdaki adam: 'İyi günler ben sigortadan geliyorum. İmzalamanız gereken bazı dosyalar var. Kapıyı açar mısınız?' der demez daha yeni on yaşını doldurmuş Necati kapıyı açtı. Ama açar açmaz kapıdaki adam ucunda susturucu takılmış silahıyla kafasına tek el ateş etti. Çocuk oracıkta can verdi. Adam takım elbiseli, polis gözlükleri olan, dışarıdan bakıldığında iş adamı sanılacak bir tipe sahip birisiydi. Adam ayakkabısıyla içeri girdi. Çocuğun kafasının yanına gelince üstünden zıplayarak geçti. Çünkü kafasından akan kan yerde küçük bir gölet oluşturmaya başlamıştı. Adam yürümeye devam etti. Solunda kapalı bir kapı vardı. Kapıyı açtı ama kimse evde yoktu. O sırada: 'Necati kimmiş gelen?' diye bağırdı evin annesi. Takım elbiseli adam mutfağa girdi ama orada da kimse yoktu. Sonra oturma odasına doğru yol alırken önünden geçtiği tuvalet, yatak odası, banyo ve çocuk odasına baktı. Kimsecikler yoktu. Sonra oturma odasına girdi. Kadın adamı ve elindeki silahı görünce tam bağırıyordu ki takım elbiseli adam kadının göğsüne iki el ateş etti. Kadın yere düştü. Artık zar zor nefes alıyordu. Takım elbiseli adam, kadının yanına geldiğinde kadının suratına bakarak gülümsedi. Kadın tüm gücüyle bağırmaya çalışıyordu ama hiçbir şey yapamıyordu. Takım elbiseli adam silahını kadının suratına götürdü ve...

Şimdi...

Adam ayakkabısını ve çorabını çıkarıp içeri girdi. Burnuna değişik bir koku geldi ama ne olduğunu anlayamadı. Yere bastığında ilginç bir sıvı hissetti. Su gibi değildi. Işığı açmaya çalıştı ama elektrik yoktu. Bir adım attı ki bu onun kayıp yere düşmesine sebep oldu. Yerde acıyla kalkmaya çalışırken önünde ölmüş olan oğlunun soğuk ve beyaz suratını gördü. Bir çığlık attı. Ardından nabzına baktı ama o çoktan ölmüştü. Koşarak diğer odalara baktı. En son oturma odasına girdi. Dışarıdan süzen lamba yerde ölü olarak yatan karısının yüzünü aydınlatıyordu. Koşarak karısının yanına geldi. O da çoktan ölmüştü. Hafif bir şekilde başı dönmeye başladı. Ne olduğunu idrak etmeye çalışıyor ama aklı bir türlü olanları almıyordu. 'Sonunda geldin eski dostum!' dedi arkasından biri. Hızla arkasına döndü ve koltukta oturan suratında gaz maskesi olan bir adam gördü. Konuşmak istiyordu ama hiçbir şey diyemiyordu. 'Bekle her şeyi açığa kavuşturacağım. Sen sadece sabret.' Ailesi katledilen adam çok öfkeliydi ama bir şey yapamıyordu. Yerden kalkacak gücü yoktu. 'Biraz geçmişe döneceksin ama sana bütün hikayeyi anlatacağım. Sen kimya öğretmeniyken çok katı bir insandın değil mi? Hatta çoğu zaman sinirlerini kontrol edemiyordun. O gün yine her zamanki gibi sinirlerin tependeyken bana bir damıtma görevi vermiştin. Ben yaparken yanlışlıkla deney malzemelerini yere dökmüştüm ve sen aşırı sinirlenip benim elimi aside sokmuştun ve yakmıştın. Bu bana hayatım boyunca diğer insanlardan farklı bir ele sahip olmamı sağladı. Kötü olarak tabi ki. Ben de senin haklı olduğunu düşündüm. Ve damıtma da kendimi biraz geliştirdim. İstersen tavana bakabilirsin. Orada annen ve babanı tavana yapıştırdığımı görebilirsin. Damıtmayı ailen üzerinde denedim. İkisinin de vücutlarında delikler açtım ve yere damıttım. Hatta yerde damlaya damlaya kandan bir göl oluştu dostum.' dedi katil. Üzgün olan öğretmen bunları görünce çıldırasıya ağlamak istedi ama hiçbir şey yapamadı. Etraf biraz dönmeye başlamıştı ama yine de ailesinin öldüğünü görüyordu. Katil konuşmaya devam etti: 'Olmuş bu sefer değil mi? Başardım. Şimdi sana bir şans vereceğim. Her şeyi burada bitirebilirsin. Sağına bakarsan bir silah bulacaksın. Doğru bir şekilde kullanırsan başarırsın. Ama hata yaparsan hayatının en büyük hatasını yaparsın.' Öğretmen sağına baktı. Silahı görünce hemen silahı alıp koltukta oturan gaz maskeli adama bütün şarjörü boşalttı. Etrafta silah sesleri yankı yapmıştı. Sonra kapıdan içeri daha deminkiyle aynı sese sahip olan gaz maskeli bir adam geldi. 'Seni uyarmıştım. Daha demin şarjörü boşalttığın kişi senin büyük oğlundu. Bugün sürpriz yaparak üniversiteden izin alıp gelmişti. Ben de onu hareketsiz kalacak ama bilinci açık olacak şekilde bantladım oraya. Şuan senin başını döndüren ve hemen bayılmaman için hafif olan eter kokusundan korunmak için de kafasına maske taktım. Sen onu öldürürken oğlun seni izliyordu.' deyip kanlı maskeyi oğlunun suratından çıkardı katil. Öğretmen bunu görünce hıçkırarak ağlamaya başladı. 'Sen silahı parmak izlerinle boyadın resmen. Tüm ailen öldü ama suç sana kalacak tabi ki ve öz oğlunu kendi elinle öldürdün. Nasıl peki hocam iyi mi?' dedi katil. Öğretmenin başı iyice dönmeye başlamıştı. Sesler artık uğultulu gelmeye başlamıştı. Anne ve babasının, birazda eşinin kanının üstüne düştü. Gözleri kapanıyordu. Katil birini aramış ve şöyle diyordu: 'Birkaç el silah sesi duydum da ihbar etmek istiyorum. Adres...'

Dört yıl sonra...

'Hanım. Gazetedeki haberi okudun mu?' Kadın sordu: 'Hangi haberi?' 'Hani üç-dört sene önce tüm ailesini katleden adam vardı ya işte o hapishane de intihar etmiş. Gazetede yazana göre ilk önce sağ el işaret parmağının ucunu kesmiş ve duvara 'Damlaya damlaya göl olur' yazmış. Dört sene önce adamı yakaladıklarında baygın haldeymiş ve aynı sözü defalarca tekrar etmiş. Uyandığında ise o söz dışında hiçbir şey dememiş. Ve duvara bu yazıyı yazdıktan sonra da boğazını keserek intihar etmiş deli adam' dedi adam. Kadın: 'Yazık olmuş adama.' deyince adam: 'Ne yazığı hanım. Hak etmiş bu deli bunu. Sonuna kadar hak etmiş hem de...'

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. Benim görevim sadece insanların içindeki karanlığı sizlere bir nebze olsun hatırlatmak.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Gün

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Bugün daha yeni açtım bunu. Burayı şuan öğrenmekteyim. Genel olarak olaylar tartışacağız ve soru cevap yapacağız. Başımızdan geçen olaylar, benim kendi fikirlerim, karanlıklar anlatılacak bu sayfada. Siyasi içerikler hariç her şey olabilir. Ben kendim kitap yazıp bile buraya koyabilirim. Şimdiden karanlık geceler...

Kayıp Hamile #1.6

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Devamı... 3 ay sonra... 'Hazırsın değil mi ortak? İçeri giriyoruz.' 'Hazırım. Hadi başlayalım da bitsin. Bu bitsin, sonlansın çıkışında sana pizza ısmarlayacağım.' 'Tamam o zaman çaylak. Bu davadan sonra çaylaklıktan çıkış aşamasına gireceksin.' dedi Şerif ve eski ve yıkık olan binaya girdiler. Bu günün sabahında... 'Hey Şerif! Amirin odasına çağrılıyorsun. Önemli bir şey olmasa çağırmaz. Ne yaptın yine, hangi kadına sanki bir katırmış gibi davrandın?' dedi Erdem. Erdem, Şerif'in çocukluk arkadaşıydı. Kendisiyle lisedeyken tanışmışlardı ve aralarından su sızmazdı. Erdem'in bu şehre tayini yeni çıkmıştı. Normalde Şerif'in ortağı olacakken Oğu...

Kayıp Hamile #1.2

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Devamı... Kadın kapının çarpılma sesiyle uyandı. Gözlerini açtığında kopan elinde kabuklanmaya başlamış kanları gördü. Suratını yerden kaldırırken de kurumuş olan kusmuğunun suratına yapıştığını fark etti. Suratını yerden kaldırdığında en son yemiş olduğu kraker ve balık parçalarının suratına yapıştığını hissetti. Eliyle suratından bunları çıkarırken nedense hiç midesi bulanmamıştı. Bunlara alışmaya başlıyorum diye düşünerek korktu. Sonra karnının kazındığını hissetti. Tam ağzını açıp bağıracaktı ki karşısında karanlıkta birinin ona bakan gözlerini gördü. Etraftaki karanlıktan sadece parlayan iki göz... Birden dehşete düştü ama bağırmadı. Adama: 'Karnım acıktı. Lütfen bana yiyecek ...