Ana içeriğe atla

Kayıp Hamile #1.5

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link: FacebookGoogle+YouTube.

Devamı...

Kapı önündeydi artık. Tek yapması gereken kapıyı açmaktı. Özgürlüğüyle arasında kalan tek şey bir kapıydı...

Olaylardan önce...

Kafasını kopardığı adamın kopan kafasını gizleyerek kıyafetlerini adamla değiştikten sonra oraya bağlıymış gibi yerleştirdi. Sonra gerekli eşyaları yanına aldı. Kopan kafatasını da kapının arkasına koyup kapının ardında beklemeye başladı. Adam gelesiye kadar pusuda bekleyecekti.

Kapıda anahtar sesi geldi. İlk önce elindeki silahı içeri sokan adam seslendi: 'Sende silah olduğunu biliyoruz. Eğer zarar görmek istemiyorsan, daha doğrusu bebeğinin hayatta kalmasını istiyorsan silahı bırak. Yanına geliyorum. Ani bir harekette bulunursan seni hiç düşünmeden vururum. ' dedi ve içeri doğru baktı. Kadın'ın kafasının yanında kanlar vardı. Yanına doğru gitti. Aniden arkadan biri çıktı ve boğazının sol yanına bıçak saplayıp hızlıca onu sağ yanına doğru çekti. Birden adamın boğazından kan fışkırmaya başlamıştı. Adam elindeki silahı bırakmış boğazından akan kanları durdurmaya çalışırken sırtından içeri doğru giren soğuk bir metal hissetmişti. Sonra metal dışarı çıktı ve sırt bölgesine defalarca girip çıktı. Adam artık bir şey hissetmiyordu. Yüzüstü yere düştü ve etrafa kanları akmaya devam etti. Ama hamile kadının öfkesi geçmemişti. Bıçaklamaya devam ediyordu. En sonunda açlığın verdiği yorgunlukla nefes nefese kaldı. Adamın üstünü aramaya başladı. Silahını aldı. Susturucuyu da aldı. Öbür silahı beline koydu. Adamın üstünden anahtarlar ve abur cubur haricinde bir şey çıkmamıştı. Hemen abur cuburların paketlerini açtı ve aç bir aslanın ceylana saldırması gibi yiyeceklere saldırdı. Sonrasında kapının arkasındaki kafayı aldı şimdi odadan çıkma vaktiydi.

Adamın üstündeki anahtarları deneyerek kapıyı açtı ve bir koridora çıktı. Koridorun üstünde yanıp yanıp sönen sarı lambalar vardı. Kendini bir korku filminde gibi hissediyordu. Yürümeye devam etti. Sonrasında konuşma sesleri duydu ve önüne çıkan dolabın arkasına saklandı. Adamların onu yakalamaması için dua ediyordu. Konuşan adam: 'Görüşürüz kaptan.' dedi ve kendi başına hamile kadına doğru yürümeye başladı. Kadın buna sevinmişti çünkü hayatta kalma şansı daha fazlaydı artık. Adam tam dolabın yanından geçerken yine ışık söndü ve geçtiğinde ışık yandı. Adam kadını fark etmemişti. Adam geçince de susturucu takılı silahla adama ateş etti. Ama adamı vuramamıştı. Duvara isabet etmişti. Adam da ne oluyor diye arkaya dönerken üç el daha ateş etti ve birisi adamın kalbine denk geldi. Adam biraz geriye doğru uçtu ve yere düştü. Adamın hemen gözleri kanlanmaya başladı. Ağzından da dışarı doğru kan sızıyordu. Burnundan ise saydam su gibi bir sıvı akıyordu dışarı. Kadın hemen arkasına baktı. Arkasında kimsecikler yoktu. Adamı alıp işkence gördüğü odaya doğru sürükledi, anahtarıyla kapıyı açtı ve adamı içeri koydu. Koridor kanla kaplanmıştı. Keşke boşuna zaman kaybetmeseydim diye düşündü. Dolabın yanına gitti ve kopardığı kafayı yanına aldı. İleri doğru giderken sola dönüşlü bir yolla karşılaştı. Kafasını hafif uzattı ve konuşan iki adam gördü. İkisi oradayken onları öldüremezdi. Düşündü. Bir şey bulması gerekiyordu. Ve acele etmesi lazımdı. Ve o parlak ampul kafasında belirdi...

'Sallama lan. Hayatta öldüremezsin tek başına o kadar kişiyi. Beni mi yiyorsun?' 'Hayır be oğlum. Adamlar sarhoştu. İçmişlerdi yani. Ama sana yemin ediyorum öldürdüm lan. Onlar hiçbir şeyden habersiz kart oynarken taradım hepsini. Hatta patronu silaha doğru sürünürken kafasına üç el ateş ettim.' 'Ben de aslında Batman'im.' 'İnanmazsan inanma. Sana yalan borcum mu var?' derken önlerine doğru bir kafatası yuvarlanarak geldi. İkisi de yerlerinden sıçramışlar ve aceleyle silahlarına davranmışlardı. 'Oğlum bu Sabri'nin kafası lan.' 'Dün patron onu öldürmemiş miydi, n'oluyo lan?' 'Bakıp gelelim hemen.' 'Olmaz oğlum. Patronun kesin emri var buradan ayrılamayız. Sen git bak ne oluyor diye. Al şu telsizi de bana haber et.' 'Tamam ben gidip kontrol ediyorum.' dedi ve tedirginlikle ve elindeki silahla koridora doğru yürümeye başladı. Koridorun diğer tarafına bakıp hemen kafasını geri çekti. Yerde yatan bir adam görmüştü. Sonra koridordan içeri girdi ve silahı ileri doğru tutmaya devam etti. Yerde yatan adama doğru gitti ve baktı sarı ışık yanıp yanıp sönerken. 'Samet!' dedi üzüntüyle yerde yatan onun en yakın arkadaşlarından biri meslektaşı Samet'ti. Sonra ilerde bir kadın gördü hemen silahı ona doğrultup ateş etti ama ışık sönüp açılınca orada kimsenin olmadığını göz yanılması olduğunu düşündü ve tekrar silahını alıp ayağa kalkacakken alnında kadının tuttuğu silahın ucunda olan soğuk susturucuyu hissetti. Ardından kafasına bir mermi yedi ve hemencecik öldü. Adamın kafasından daha demin ölen adamın üstüne kanları sızarken kadın adamın üstünü aramaya başladı. Ardından telsizden bir ses geldi: 'Alo! Oğlum. Bir şey var mı? Alo!' Bunu duyan hamile kadın. Telsizi aldı ve çok kısık bir sesle: 'Öööööölüüüüüümmmm!' dedi. Sesi duyan adam hemen silahına sarıldı ve koşarak ölen diğer iki adamın yanına geldi. Onları yerde kanlar içinde yatarken görünce hemen yanlarına gelip nabızlarına bakmaya başladı. Arkasındaki dolabın kapısı sessizce açıldı. Adamın ensesine doğru silahı tuttu. Adam hala nabızlarını kontrol ederken ensesinden içeri bir mermi girdi. Ve yığıldı kaldı diğer adamların üstüne. Kadın adamların hepsini adamların hepsinin üstüne tekrar aradı ve bir kaç tane anahtar bulup yanına aldı. Ölenleri dolaba tek eliyle yerleştirdi. Nefessiz kalmıştı. Yorgunluktan git gide gözleri karamaya başladı. Karardı karardı ve sadece karanlık hakim oldu gözlerine.

Hafifçe inleyerek uyandı. Etrafına baktı ve nerede olduğunu anladı. Kaçırıldığı yerdeydi. Boynu duvara yaslanık bir şekilde bayılmıştı. Boğazı uyuşmuştu. Üstünde hala kanlar kurumamıştı. Demek ki daha bayılalı çok olmadı diye düşündü. Ayağa kalkarken hafiften başı döndü. Ama aldırmadı ve koşar adımlarla dış kapıya geldi. Kapı önündeydi artık. Tek yapması gereken kapıyı açmaktı. Özgürlüğüyle arasında kalan tek şey bir kapıydı. Ve elindeki anahtarları denemeye başladı kapıda. Dördüncü anahtarda kapı açıldı. Açılır açılmaz etrafta bir göz gezdirmeden son sürat koşmaya başladı. İlerde tellerin ardında bir polis arabası gördü. Arabanın içinde de iki polis vardı. Hemen bağırmaya çalıştı. Boğazına çok şiddetli bir acı saplanmıştı. Hem de sesi çıkmıyordu. Elini boğazına götürdü ve boğazında ip hissetti ve ıslaklık vardı. Hemen eline baktı ve kan gördü. Biri boğazını kesip ameliyat yapmıştı ve artık konuşamıyordu. Tekrar koşmaya başladı. Polis memuru kadını görmüştü. Kurtulmuştu artık. Ardından ensesinde bir acı daha hissetti. Elini ensesine götürdüğünde bir iğne buldu. Biri ona bayıltıcı iğnelerden yapmıştı. Sonra polise baktı polis hala ona bakıyordu. Sonra yanındakiyle konuşup ellerinde silahlarla arabadan inip başka bir dükkana doğru koşmaya başladılar. Polis kadını görmüştü ama hiçbir şey yapmayıp kaçmıştı. Tekrar koşmaya çalıştı ama uyuşmaya başladığını hissetti ve dizlerinin üstüne düştü. Tekrar ayağa kalkmaya çalıştı ama gözleri tekrar kararıyordu. Karnının içindeki bebeğinin üstüne doğru düştü ve bayıldı.

DEVAM EDECEK...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Gün

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Bugün daha yeni açtım bunu. Burayı şuan öğrenmekteyim. Genel olarak olaylar tartışacağız ve soru cevap yapacağız. Başımızdan geçen olaylar, benim kendi fikirlerim, karanlıklar anlatılacak bu sayfada. Siyasi içerikler hariç her şey olabilir. Ben kendim kitap yazıp bile buraya koyabilirim. Şimdiden karanlık geceler...

Kayıp Hamile #1.6

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Devamı... 3 ay sonra... 'Hazırsın değil mi ortak? İçeri giriyoruz.' 'Hazırım. Hadi başlayalım da bitsin. Bu bitsin, sonlansın çıkışında sana pizza ısmarlayacağım.' 'Tamam o zaman çaylak. Bu davadan sonra çaylaklıktan çıkış aşamasına gireceksin.' dedi Şerif ve eski ve yıkık olan binaya girdiler. Bu günün sabahında... 'Hey Şerif! Amirin odasına çağrılıyorsun. Önemli bir şey olmasa çağırmaz. Ne yaptın yine, hangi kadına sanki bir katırmış gibi davrandın?' dedi Erdem. Erdem, Şerif'in çocukluk arkadaşıydı. Kendisiyle lisedeyken tanışmışlardı ve aralarından su sızmazdı. Erdem'in bu şehre tayini yeni çıkmıştı. Normalde Şerif'in ortağı olacakken Oğu...

Kayıp Hamile #1.2

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Devamı... Kadın kapının çarpılma sesiyle uyandı. Gözlerini açtığında kopan elinde kabuklanmaya başlamış kanları gördü. Suratını yerden kaldırırken de kurumuş olan kusmuğunun suratına yapıştığını fark etti. Suratını yerden kaldırdığında en son yemiş olduğu kraker ve balık parçalarının suratına yapıştığını hissetti. Eliyle suratından bunları çıkarırken nedense hiç midesi bulanmamıştı. Bunlara alışmaya başlıyorum diye düşünerek korktu. Sonra karnının kazındığını hissetti. Tam ağzını açıp bağıracaktı ki karşısında karanlıkta birinin ona bakan gözlerini gördü. Etraftaki karanlıktan sadece parlayan iki göz... Birden dehşete düştü ama bağırmadı. Adama: 'Karnım acıktı. Lütfen bana yiyecek ...