Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link: Facebook, Google+, YouTube.
Devamı...
'Hey! O karının dosyasını getir! Kime diyorum hadi! Aaa! Unutmuşum. Karının değil kadının dosyası. Yoksa iş yapmıyordun değil mi?' dedi başkomiseri polis memuru Aylin'e sigarasını tüttürürken. Aylin öfkeyle dosyayı getirip çarpar gibi koydu başkomiseri Şerif'in önüne. Şerif kadına bakıp: 'Saygısızlık için özür dilerim.' dedi alaycı bir tonla. Sonra da: 'Yeni davamız buymuş. Seninle beraber üçüncü davamız değil mi? Yavaş yavaş alışırsın.' dedi kendisinden yaşça bayağı düşük yanına yeni atanmış ortağı Oğuzhan'a. Oğuzhan da küçük bir sırıtışla cevap verdi ortağına. Ve: 'Ortak. Kapalı alanda sigara içme işi yasak değil mi?' dedi. Şerif: 'Burası karakol. Hepimiz polisiz. Kimse kimseyi ispiyonlamaz. Onun dışında suçlular var burada. Onlara da kim inanacak.' dedi kahkahayla. Sonrasında Şerif dosyayı bakması için Oğuzhan'a attı. Oğuzhan dosyayı okumaya başladı: 'Hamile bir kadından bir haftadır haber alınamıyormuş. Komşuları kaç gündür görmediklerini söylemişler. Ailesinden yaşayan bir kocası var. Çocuğu yok. İlk çocuğuna hamileymiş. Ve eğer bir sorun çıkmazsa üç gün içinde doğması gerekiyormuş bebeğin. Ama kocası ile ilgili ilginç bir olay var. Kocası o büyük davada.' dedi. Şerif oturduğu yerden düşüyordu. Şaşırmıştı bu hale. Sonra söze girdi: 'O davada mı? Bu ilginç işte. Büyük ihtimal karı kaçırılmıştır. Davalının elinde öyle bir güç var ama bunu ispat etmek zor işte. Peki kocanın yeri belli mi?' Oğuzhan cevapladı: 'Hayır. Davada olduğu için büyük ihtimal saklanıyordur. Tek tanık olduğunu ve hayatının tehlikede olduğunu biliyordur muhtemelen. Karısına da bu soruluyordur. Ve kadın hamile.' Şerifin suratında bir gülümseme belirdi: 'Hamile hamile işkence görüyordur değil mi?' dedi ve birden kendine gelip gülümsemesini ortadan kaldırdı. Sonrasında Oğuzhan'a bakmıştı ve o hala bu duruma alışamamıştı, şaşkındı. Ona konuyu açıklayacaktı ki Aylin içeri girdi ve: 'Aysel'in en son görüldüğü yer tespit edildi oraya gidiyorsunuz.' dedi. Şerif cevap verdi: 'Aysel kim la?' Oğuzhan Şerif'e dönüp: 'Kaybolan şahsın ismi. Tamam Aylin biz gidiyoruz şimdi.' dedi ve yola çıktılar.
'Evet hanımefendi. En son komşunuzu çarşıda gördüğünüzü söylediniz ve size: 'Peşimdeler! Kocam yüzünden beni de yakalayacaklar! Beni öldürecekler!' diye bağırdı ve koşarak kaçmaya devam etti değil mi?' dedi Oğuzhan kadına. Konuşmayı Şerif yapmıyordu çünkü kadınlara olan nefreti yüzünden iki lafından biri ya küfür ya da aşağılayıcı sözlerdi. Kadın: 'Lütfen söyleyin ortağınıza evi daha yeni süpürdüm. Evin içinde içmesin o sigarayı.' dedi. Oğuzhan Şerif'e baktı. Şerif de: 'Üzgünüm hemen söndüreyim deyip halıya attı sigarayı ve ayağındaki terlikle ezerek söndürdü sigarayı. Kadın sinirlendi ama yapabileceği hiçbir şey yoktu. Kadın Şerif'in suratına öfkeyle bakarak cevap verdi: 'Evet. Aynen öyle söyledi. Ben de kocası kaçtığı için ve durumları kötü olduğu için kadının delirmiş olduğunu düşünmüştüm ve de bu yüzden önemsememiştim.' 'Peki kadının daha önce akıl sağlığı yerinde olmadığına dair düşünmenize sebep olacak herhangi bir şey oldu mu?' 'Hayır olmadı.' 'Keşke polise haber verseydiniz. Neyse artık olan olmuş. Peki tam olarak nerede gördünüz?' 'Merkezdeki Tatlım Damak pastanesinin önünde. Oradaki Büyük Camii'ye doğru koşuyordu.' 'Tamam, teşekkürler. Bu kadarı yeterli. Birazdan merkezden arkadaşlar gelecek ve bu ifadeyi bir de orada vereceksiniz hanımefendi. İyi günler.' dedi ve evden çıktılar. 'Ortak sence bundan bir şey çıkar mı? Sadece düşündüğümüz şeyin doğru olduğunu gördük. Kadını oralara yakın bir yerde kaçırdıklarını göstermez ki. Elimizde çok az şey var.' dedi Oğuzhan. Şerif cevapladı: 'Olabilir ama bir de oraya gidip bakalım belki kadını başka hatırlayan vardır. Hem yolda dondurmada yeriz.'
Aysel'in son görüldüğü yere yakın bir yerde yolda dondurmacıya uğrayıp birer külah dondurma alıp arabanın içinde konuşarak dondurmayı yemeye başladılar. Şerif bir sigaradan fırt alıyor bir de dondurmadan ısırık alıyor ve ilginç damak zevkini gözler önüne sunuyordu. Sonrasında lafa girdi: 'Birlikte üçüncü davadayız, sen hala bana karılara karşı bu davranışımın sebebini sormadın. Hayrola ortak, benden mi çekiniyorsun?' deyip gülümsedi. Oğuzhan cevap verdi: 'Yok da senin bu konularda konuşmak isteyip istemediğini bilemezdim. Ben de sorun çıkma ihtimaline karşı bir şey sormadım. Ama anlatmak istiyorsan anlat.' Şerif lafa girdi: 'Ben onların zekalarının küçük yaşta kaybettiklerini düşünüyorum. Duygusal davranışları, millete bir şey ispat etmeye çalışmaları, dışarıdakilerin söyledikleri veya düşündükleri şeyi aşırı derecede önemsemeleri, suratlarına yaptıkları badana, eşitiz biz falan demeleri, doğru ve cesaret isteyen hayati kararları asla verememeleri, o taktıkları saçma sapan takılara zevklenmeleri, o kadar parayı takıya harcamalaları ve daha nice şey yüzünden onların normal olarak düşünemediklerini sanıyorum. Bu halde benim sinirimi zıplatanları tek tek yakalayıp acı ve işkence çektirerek, onları yalvartarak tek tek öldürmek istiyorum ve...' derken suratının aldığı o öfke dolu ifadeyi hissedip sustu. Bir süre bekledikten sonra: 'Ama hiçbirini yapamıyorum. Bana nedenini soracak olursan bir nedeni yok. Sadece yapamam. Ne kadar öfke duysamda ben kanun adamıyım. Bu tarz davranışlara ben girsem geri kalan insanlar ne yapacak. O yüzden...' Oğuzhan hemen lafa girip: 'Sakın bana bakma, ileri de bakma. Adamın biri burayı ne zamandır kesiyor. Yeni fark ettim. İleride bakkalın önünde. Şimdi dediğimde adama doğru koşalım. Silahını eline al. Şimdi...' dedi Oğuzhan ve arabadan çıkıp koşarak adama doğru hamle yaptılar.
'Oğuzhan sende hiç polislik içgüdüsü ya da herhangi bir şey yok. Boşu boşuna adamı sorguladık, vakit kaybettik. Adam sadece bize ikram yapmayı düşünen bir esnaf.' dedi arabaya binerken öfkeyle Şerif. Oğuzhan cevap olarak: 'Özür dilerim Şerif. Ben de alışmaya çalışıyorum. Biliyorsun daha yeni po...' Şerif elindeki silahı çıkarıp Oğuzhan'ın boğazına dayadı ve: 'Ben senle yaşıt mıyım bana adımla hitap ediyorsun şerefsiz ukala. Şimdi burada senin kafanı dağıtacağım!' dedi bağırarak. Oğuzhan korkudan bembeyaz kesilmişti. Bu bağırış sesini duyan bir kaç kişi arabaya doğru bakmaya başladı. Ardından Şerif kahkaha atarak: 'Şaka lan şaka. Sinirim geçmesi için bağırmam gerekiyordu. Kusura bakma.' dedi. Oğuzhan rahat bir nefes alıp gülümsemeye çalıştı. Ardından tekrar ciddileşen Şerif kısık bir sesle: 'Ama unutma Oğuzhan. Her şakada bir ciddiyet vardır. Acaba bu şakadaki ciddiyet bana ismimle hitap etmene kızmam mı, yoksa en ufak bir şeyde bile silahımı çekip ortağımı bile vurabilecek duruma gelmem mi?' dedi ve ciddiyetle bakarken bir daha kahkaha atmaya başladı.
DEVAM EDECEK...
'Evet hanımefendi. En son komşunuzu çarşıda gördüğünüzü söylediniz ve size: 'Peşimdeler! Kocam yüzünden beni de yakalayacaklar! Beni öldürecekler!' diye bağırdı ve koşarak kaçmaya devam etti değil mi?' dedi Oğuzhan kadına. Konuşmayı Şerif yapmıyordu çünkü kadınlara olan nefreti yüzünden iki lafından biri ya küfür ya da aşağılayıcı sözlerdi. Kadın: 'Lütfen söyleyin ortağınıza evi daha yeni süpürdüm. Evin içinde içmesin o sigarayı.' dedi. Oğuzhan Şerif'e baktı. Şerif de: 'Üzgünüm hemen söndüreyim deyip halıya attı sigarayı ve ayağındaki terlikle ezerek söndürdü sigarayı. Kadın sinirlendi ama yapabileceği hiçbir şey yoktu. Kadın Şerif'in suratına öfkeyle bakarak cevap verdi: 'Evet. Aynen öyle söyledi. Ben de kocası kaçtığı için ve durumları kötü olduğu için kadının delirmiş olduğunu düşünmüştüm ve de bu yüzden önemsememiştim.' 'Peki kadının daha önce akıl sağlığı yerinde olmadığına dair düşünmenize sebep olacak herhangi bir şey oldu mu?' 'Hayır olmadı.' 'Keşke polise haber verseydiniz. Neyse artık olan olmuş. Peki tam olarak nerede gördünüz?' 'Merkezdeki Tatlım Damak pastanesinin önünde. Oradaki Büyük Camii'ye doğru koşuyordu.' 'Tamam, teşekkürler. Bu kadarı yeterli. Birazdan merkezden arkadaşlar gelecek ve bu ifadeyi bir de orada vereceksiniz hanımefendi. İyi günler.' dedi ve evden çıktılar. 'Ortak sence bundan bir şey çıkar mı? Sadece düşündüğümüz şeyin doğru olduğunu gördük. Kadını oralara yakın bir yerde kaçırdıklarını göstermez ki. Elimizde çok az şey var.' dedi Oğuzhan. Şerif cevapladı: 'Olabilir ama bir de oraya gidip bakalım belki kadını başka hatırlayan vardır. Hem yolda dondurmada yeriz.'
Aysel'in son görüldüğü yere yakın bir yerde yolda dondurmacıya uğrayıp birer külah dondurma alıp arabanın içinde konuşarak dondurmayı yemeye başladılar. Şerif bir sigaradan fırt alıyor bir de dondurmadan ısırık alıyor ve ilginç damak zevkini gözler önüne sunuyordu. Sonrasında lafa girdi: 'Birlikte üçüncü davadayız, sen hala bana karılara karşı bu davranışımın sebebini sormadın. Hayrola ortak, benden mi çekiniyorsun?' deyip gülümsedi. Oğuzhan cevap verdi: 'Yok da senin bu konularda konuşmak isteyip istemediğini bilemezdim. Ben de sorun çıkma ihtimaline karşı bir şey sormadım. Ama anlatmak istiyorsan anlat.' Şerif lafa girdi: 'Ben onların zekalarının küçük yaşta kaybettiklerini düşünüyorum. Duygusal davranışları, millete bir şey ispat etmeye çalışmaları, dışarıdakilerin söyledikleri veya düşündükleri şeyi aşırı derecede önemsemeleri, suratlarına yaptıkları badana, eşitiz biz falan demeleri, doğru ve cesaret isteyen hayati kararları asla verememeleri, o taktıkları saçma sapan takılara zevklenmeleri, o kadar parayı takıya harcamalaları ve daha nice şey yüzünden onların normal olarak düşünemediklerini sanıyorum. Bu halde benim sinirimi zıplatanları tek tek yakalayıp acı ve işkence çektirerek, onları yalvartarak tek tek öldürmek istiyorum ve...' derken suratının aldığı o öfke dolu ifadeyi hissedip sustu. Bir süre bekledikten sonra: 'Ama hiçbirini yapamıyorum. Bana nedenini soracak olursan bir nedeni yok. Sadece yapamam. Ne kadar öfke duysamda ben kanun adamıyım. Bu tarz davranışlara ben girsem geri kalan insanlar ne yapacak. O yüzden...' Oğuzhan hemen lafa girip: 'Sakın bana bakma, ileri de bakma. Adamın biri burayı ne zamandır kesiyor. Yeni fark ettim. İleride bakkalın önünde. Şimdi dediğimde adama doğru koşalım. Silahını eline al. Şimdi...' dedi Oğuzhan ve arabadan çıkıp koşarak adama doğru hamle yaptılar.
'Oğuzhan sende hiç polislik içgüdüsü ya da herhangi bir şey yok. Boşu boşuna adamı sorguladık, vakit kaybettik. Adam sadece bize ikram yapmayı düşünen bir esnaf.' dedi arabaya binerken öfkeyle Şerif. Oğuzhan cevap olarak: 'Özür dilerim Şerif. Ben de alışmaya çalışıyorum. Biliyorsun daha yeni po...' Şerif elindeki silahı çıkarıp Oğuzhan'ın boğazına dayadı ve: 'Ben senle yaşıt mıyım bana adımla hitap ediyorsun şerefsiz ukala. Şimdi burada senin kafanı dağıtacağım!' dedi bağırarak. Oğuzhan korkudan bembeyaz kesilmişti. Bu bağırış sesini duyan bir kaç kişi arabaya doğru bakmaya başladı. Ardından Şerif kahkaha atarak: 'Şaka lan şaka. Sinirim geçmesi için bağırmam gerekiyordu. Kusura bakma.' dedi. Oğuzhan rahat bir nefes alıp gülümsemeye çalıştı. Ardından tekrar ciddileşen Şerif kısık bir sesle: 'Ama unutma Oğuzhan. Her şakada bir ciddiyet vardır. Acaba bu şakadaki ciddiyet bana ismimle hitap etmene kızmam mı, yoksa en ufak bir şeyde bile silahımı çekip ortağımı bile vurabilecek duruma gelmem mi?' dedi ve ciddiyetle bakarken bir daha kahkaha atmaya başladı.
DEVAM EDECEK...
Yorumlar
Yorum Gönder