Ana içeriğe atla

Surprise Motherfarter #1

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu bir mecburiyet yazısıdır. Hani iddiaya girersiniz ve kaybettiğinizde sizin için kötü millet için gülünç bir şey yapmak zorunda kalırsınız ya. İşte bunu öyle düşünün. Aşkla alakalı bir şey yazmak zorundaydım. Genel olarak bana sıkıcı geldi. Ama yazarken eğlendim mi? Evet. Çünkü sonu aklımdaydı. Ve o psikolojiye girmek biraz ilginç. Ve de son olarak bir videoya başlarsınız çok saçma bir şeymiş gibi gelir ama videonun üstünde sonuna kadar izleyin yazısı var diye sonunu getirirsiniz ve her şey aydınlığa çıkar ya. Bu yazıyı öyle bir şeymiş gibi düşünün. Biraz da aceleye geldi tek günüm vardı. Ve bu da benim aşk yorumum. Karanlık geceler... Ha bir de unuttum. Uzun süredir yazmıyordum çok kaliteli bir yazıyla giriş yapmak isterdim ama mecburiyet napacan.

Let's begin.

Ayakkabısını giydi. Bağcıklarını bağladı. Kapıyı kapattı ve anahtarı deliğe sokup kapıyı kilitledi ve uzun süredir planını kurduğu o sonsuz gibi görünen yolculuğuna başladı. Bugün bitirecekti bu işi. Ya beş yaşındaki bir çocuğun ailesini kaybedip yalnız kalması kadar kötü bir sonla ya da uzun süre bebekleri olmayan bir ailede kadının hamile olmasını öğrenmesi kadar iyi bir sonla bitecek bir hikayeydi bu. Ortası yoktu. Burada gri bir alandan söz edilemezdi. Ya kör bir insanın hayata bakışı kadar siyah ya da gece boyu yağıp biriken karın bahçede oluşturduğu görüntü kadar beyaz. Böyle bir şeyin olabileceğini iki sene önce düşünse kahkahalar atar ve bunun saçmalık olduğunu söylerdi. Ama saçmalık değildi. Bunu bir buçuk sene önce o kızla ilk karşılaştıklarında anlamıştı. Evet, şimdi onu görmeye gidiyordu. İçinde her onu düşündüğünde ortaya çıkan o anlamsız duygu vardı. Kırmızı renkli bir duyguydu bu. Duygunun rengini bile hissediyordu. İçi çok değişikti. Sanki gecenin köründe telefon çalmış ve açtığında keşke açmasaydım dedirten bir haber almış gibi, internette dolaşırken kürk yapımı videoları izlemiş gibi, hayatın başladığı zamanı düşünüp kafası allak bullak olmuş gibi, ablası tekrar çocuk doğurmuş ve o çocuğu kucağına almış ve o kokuyu koklamış gibi, misafirliğe gittiğinde ayağı masaya takılmış ve pahalı bir vazoyu kırmış gibi,  tam her şey kötü giderken her şeyi unutmuş ama arkadaşları ona sürpriz doğum günü partisi yapmış gibi… Tüm duygular birbirine girmişti. Hepsi artık tek bir olayda birleşiyordu. Sevdiği kız... Onu düşündüğünde hafızası siliniyor, sanki kafası baştan başlatılıyormuş gibi tüm duyguları aynı anda hissediyordu. Ama bu onun için zerre kadar kötü değildi. Ne gelirse başına o kız yüzünden gelsin istiyordu. Biri ona küfür mü edecekti, o kız sövmeliydi, biri onun ölüm kararını mı verecekti o kız versin cellat da o olsun, dilenirken yakalanacak mıydı, onu yakalayan zabıta o kız olmalıydı, biri ameliyatına girecek ve onu doktor hatası yüzünden sakat mı bırakacaktı. O doktor bu kız olmalıydı. Hayatındaki her olay, o kızla bağlantılı olmalıydı. O kızı görmeden önce yaşamı farklı bir yönde ilerliyordu. Ama şimdi. Şimdi bir ilerleme yoktu. Kendi hayatına yönelik hiçbir karar almıyordu. Sadece yedi yirmidört onu düşünüyordu. Yemeden içmeden kesilmişti. Ailesi, tanıdığı tüm insanlar ona yardım etmeye çalıştılar. Herkes sorular sordu, hastaneye götürdüler ama hiçbir şey değişmedi. Ne o sorununu söyledi ne de başka biri onun sorununu bilebildi. İşte şimdi de o sorununu çözmeye gidiyordu. Hala bu duruma düştüğüne inanamıyordu. Böyle şey olamazdı onun için. Ama ya şimdi işler olduğu gibi gitmezse, ya… İkinci seçeneği düşünmek istemiyordu ama kendine hiç güvenemiyordu da. Hayatında ilk defa böyle bir şey yapacaktı. Kötü sonuçlar, sonsuza kadar mutsuz bir hayat, ‘’Hayır!!!’’ diye bağırdı birden çok yüksek bir sesle. İsteyerek olmamıştı ama düşüncelerini susturması gerekiyordu. Artık bunu içinden başaramaz hale gelmişti. İyi ki sabah çıktım dışarı diye düşündü. Etrafta kimsecikler yoktu ve onu kimse duymamıştı. Bir kişi hariç. Köşede tezgah açan seyyar simitçi. Adam garip garip bakmıştı. Sorun olmadığını anlatmak için ve de biraz enerji almak için simitçinin yanına gitti. Enerjisi azalmıştı korkudan. Ve: ‘’Ben bir ker… halkalı tatlıdan alabilir miyim?’’ dedi. Adam çıkardı tatlıyı ve adama verdi. Parasını ödedi, teşekkür ederek ayrıldı.

‘’Olamaz, olamaz.’’ Bu sefer içinden söylemişti bunu. Çiçeği unutmuştu. Sabahın bu kör saatinde nereden bulacaktı çiçeği. Dükkanlar kapalıydı. Camını indirse, hayır hayır riske giremezdi. Hiçbir sorun çıkmaması lazımdı. Ne yapacaktı. Bir şeyler düşünmeli ve acele etmeliydi yoksa kız okula gitmek için evden çıkacak ve otobüse binecekti. Tüm hazırlıkları ise ateşe yaklaştırılan naylon gibi sayesinde küçülüp yok olacak ve rahatsız edici bir koku bırakacaktı. Etrafına bakındı. Etrafında bitki türüne giren hiçbir canlı yoktu. Sonra ceplerine baktı. Evet, evet. Not defterini buldu. Küçüklüğünden beri aklına ne zaman değişik bir fikir gelse ya da ne zaman unutmamak istediği bir olay olsa buraya yazardı. O kızı gördüğünden beri sadece onun hakkında şeyler yazmaya başlamıştı. Ama bu defteri bulmasına sevinmesinin nedeni bu değildi. Sevinmesinin nedeni bu defteri kullanmasını sağlayan şeydi. Onu o zaman en çok yaralayan ama hayata bakış açısını değiştiren bir olaydan sonra kullanmaya başlamıştı bu defteri. On beş yaşındayken annesi babası ve küçük kardeşi anneannesine gideceklerdi. Annesi kendisinin de onlarla gelmesini istiyordu ama o istemiyordu. Sonra birbirlerine bağırmaya başladılar kavga büyüdü ve bir anda babası ve annesine: ‘’Sizden nefret ediyorum ve o saçma yere gitmeyeceğim ben. Siz beni zorla götüremezsiniz. Keşke ölü doğsaydım da sizinle hiç tanışmasaydım. Sizden utanıyorum.’’ Demişti. Der demez de pişman olmuştu kibrinden ve o anki öfkesinden sözünü geri almadı. Annesi ve babası da bu söze çok şaşırmış ve üzülmüşlerdi. Kardeşini de alıp yola çıkmışlardı. Ailesi gelir gelmez özür dileyecekti ve onlar için bahçeden bir tane de gül koparmıştı vermek için ama bu planını bozacak o olay yani ailesi trafik kazasında ölmeseydi. Gece boyu gelmelerini bekledi ama gelen sadece amcasıyla yengesiydi. Bu haberi ona verdiklerinde yıkılmıştı ama bu yıkılma gelecek hayatı boyunca o kızla tanışasıya kadar bir daha yıkılmamasını sağladı. Kaza yerine gittiğinde arabaya doğru koştu polisler onu göremeden arabaya gitti ve arabanın içinden o defteri ailesinin kanları içinde buldu. Annesi ne zamandır istediği lastikli not defterini almıştı. Polislerden biri onu ayağından çekerek dışarı çıkardığında gül ve defter ellerindeydi. Ve bir daha da yanından ayırmadı. Ve gülü de defterin içinde sakladı. Yani gülün içinde olmasına sevindi. O gülden vazgeçecekti ve bunu hiç düşünmeden karar verdi. Bugün bu iş bitecekti. Yürümeye devam etti. Gelmesine az kalmıştı. Ve tekrar o kızı düşündü. O kız… O kızdan önce hayallerini ev, araba süslerken şimdi sadece onu görmekle bunlardan vazgeçerdi. Ağzından çıkacak bir söz için dünyaları verirdi. Onla karşılaşmak için, onun ona bir söz söyleme olasılığı olduğu için yaşamını sürdürüyordu. Keşke bir şey olsaydı da onla iletişim kursaydı o kız. Ama daha o kızla tek iletişimi olmuştu. Onda da kızın akbili bitmişti ve onunkini istemişti. Başkasından değil ondan istemişti. Önünde iki kişi daha oturuyordu ama onları hiç sormadan geçmişti kız ve ondan istemişti. Daha ne olsun diye düşündü. Daha ne olsun. Evet sonunda gelmişti eve. Saate baktı. Kızın evden çıkmasına üç dakika kalmıştı.  Ama daha önce de çıkmış olabilirdi. Hemen oraya yerleştirmiş olduğu kamerayı açtı ve son bir saati hızlandırarak baktı. Kız çıkmamıştı evden. Tekrar saate baktı. Evin önüne gitti. Bahçeye girdi. Elini çantaya attı, kontrol etti. Her şey hazırdı. Aşık olmayı hep gerçek olmayan insanların uydurduğu bir şey olarak düşünmüştü. Fakat şuan buradaydı. Havanın soğuk olduğunu ağzından çıkan buharla fark etti. Daha önce buharı ya da soğuğu fark etmemişti bile. İşte o kız onu o hale düşürmüştü. Saatine tekrar baktı. İki dakika gecikmişti kız. Tekrar başka bir şey düşünürken kapının sesini duydu. İçine bir titreme gelmişti. Yapamayacak mıydı yoksa. Ama öyle yaşayamazdı ki. İçinde o kırmızı duygu tekrar harekete geçmişti. Ayağa kalktı. Yürümeye başladı. Kapının önüne geldiğinde o aşık olduğu kızı ayakkabısını bağlarken gördü ve ayakları titremeye başladı. O soğukta doksan dakika futbol oynayan şişman orta sahalar gibi terlemeye başladı. Sol elini cebine attı, çiçeği kavradı. Sağ elini de boynuna astığı çantanın gözünden içeri soktu. Kız kafasını kaldırdığında küçük bir çığlık attı. Sonra sorgular gözlerle adama bakıp: ‘’Buyrun kime b…’’ HUU!!! Kızın sol gözünden arkası delinmişti. Arkasındaki kapı tamamen kafasının parçaları ve fışkıran kanla dolmuştu. Elinde silah ve silahın ucunda susturucuyla bekliyordu. Susturucunun ucundan duman çıkıyordu. Ortalığı barut kokusu sarmıştı. Eli titriyordu. Silahı çantasına koydu. Sol cebindeki gülü eline aldı. Gülü son bir kez koklayıp kızın ya da kızdan arta ne kaldıysa onun üstüne koydu. ‘’Aşık olmak. Acı çekmek. Hapis kalmak. Ruhun satılması. Arada hiçbir fark yok. Aşık olmak bir kısıtlama. Özgürlüğün elinden alınması. Bir zayıflık. Bir buçuk sene boyunca çektim o acıyı. Ama zayıflıklarımdan kurtulmam lazım.’’ Dedi. Elini tekrar çantasına attı. Dolma kalemini çıkarttı. Arkasını açtı ve içine sevdiceğinin kanını doldurdu. Kapattı arkasını ve defterini açtı. Ve yazmaya başladı: ‘’Zincirler kırıldı, esaret sona erdi.’’

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Gün

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Bugün daha yeni açtım bunu. Burayı şuan öğrenmekteyim. Genel olarak olaylar tartışacağız ve soru cevap yapacağız. Başımızdan geçen olaylar, benim kendi fikirlerim, karanlıklar anlatılacak bu sayfada. Siyasi içerikler hariç her şey olabilir. Ben kendim kitap yazıp bile buraya koyabilirim. Şimdiden karanlık geceler...

Kayıp Hamile #1.6

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Devamı... 3 ay sonra... 'Hazırsın değil mi ortak? İçeri giriyoruz.' 'Hazırım. Hadi başlayalım da bitsin. Bu bitsin, sonlansın çıkışında sana pizza ısmarlayacağım.' 'Tamam o zaman çaylak. Bu davadan sonra çaylaklıktan çıkış aşamasına gireceksin.' dedi Şerif ve eski ve yıkık olan binaya girdiler. Bu günün sabahında... 'Hey Şerif! Amirin odasına çağrılıyorsun. Önemli bir şey olmasa çağırmaz. Ne yaptın yine, hangi kadına sanki bir katırmış gibi davrandın?' dedi Erdem. Erdem, Şerif'in çocukluk arkadaşıydı. Kendisiyle lisedeyken tanışmışlardı ve aralarından su sızmazdı. Erdem'in bu şehre tayini yeni çıkmıştı. Normalde Şerif'in ortağı olacakken Oğu...

Kayıp Hamile #1.2

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Devamı... Kadın kapının çarpılma sesiyle uyandı. Gözlerini açtığında kopan elinde kabuklanmaya başlamış kanları gördü. Suratını yerden kaldırırken de kurumuş olan kusmuğunun suratına yapıştığını fark etti. Suratını yerden kaldırdığında en son yemiş olduğu kraker ve balık parçalarının suratına yapıştığını hissetti. Eliyle suratından bunları çıkarırken nedense hiç midesi bulanmamıştı. Bunlara alışmaya başlıyorum diye düşünerek korktu. Sonra karnının kazındığını hissetti. Tam ağzını açıp bağıracaktı ki karşısında karanlıkta birinin ona bakan gözlerini gördü. Etraftaki karanlıktan sadece parlayan iki göz... Birden dehşete düştü ama bağırmadı. Adama: 'Karnım acıktı. Lütfen bana yiyecek ...