Ana içeriğe atla

irmik helvası..

‘’…gerçek mi şuan ha? Ölemedim mi?’’ İnleyerek belini doğrultmaya çalıştı. ‘’Hâlâ daha kurtulamadım diyosun?’’ Yüzünde hafif bir gülümseme oluştu. Ardından normal yüz ifadesiyle devam etti: ‘’Keşke beni değil de onlardan birini kurtarsaydın. Gerçi nankörlük yapmak istemem, hiç de sevmem ama… Zaten çok geç artık. Hayatını o kadar tehlikeye attın sırf başka birisini kurtarmak gibi yüceltilmiş bir amaç için. Gerçi o birisi ben olduğumdan amaçtaki yücelik kalkıyor ama neyse.’’ Hafifçe kıkırdadı ama kıkırdamasıyla beraber gelen acı yüzünü ekşitti. ‘’Acılar içerisindeyim ve muhtemelen kendimde de tam değilim. Ama dürüst olmak istiyorum seninle konuşurken.’’ Sen dediğinde tüm yüzüne bir gülümseme yayıldı. ‘’Tabii polisler geldiğinde bunları anlatmıycam. Sen anlatabilirsin. Sana da kızmam bundan ötürü. Onca yıldır görüşmüyoruz ama eski bi’ hukukumuz var sonuçta. Doğruyu yapma sorumluluğunu da sana bırakıyorum.’’ Sesini vurgulamıştı ‘doğruyu yapma’’ derken. ‘’Benim yüzümden. Daha demin o ölen insanlar… arkadaşlarım, ben.’’ Gözünü, farların aydınlatmadığı karanlığa dikmişti. ‘’Biraz daha geniş anlatayım senin için.’’ Sen derken tekrardan kan, ter içindeki o yüzünü bir gülümseme ele geçirmişti. ‘’Ben kendisinden nefret eden, ölümü bekleyen birisiyim. Uzun zamandır yani. Ama ilk kez kendi canımı almaya o kadar yakın hissettim kendimi.’’ Gözlerini tekrar karanlığa çevirdi ve devam etti. ‘’Arkadaşlarım da arabadaydı tabii. Arkadaşlarım derken normal arkadaşlarım değil onlar… değildi yani. Değildi demek istiyorum. Çocukluktan beridir tanırım hepsini. Kardeş gibiydik. Zaten birisi de kardeşimdi. Eğer tanımadığın insanlar olsa da onlar da can diyebilirsin. Haklısındır da belki. Doğru yanlış, siyah beyaz, insan hayvan… Herhangi bir şey hakkında yargıya varamıyorum. Umurumda da değil açıkçası. Hiç de olmadı. Kendim bile zerre umurumda değilim. Arabayı hızlandırmaya başladım. İlk başta hepsi güldüler. Normalde de intihar üzerine çok şaka yapan biriyim, biliyo’lardı. Sonra birisi ciddi bir şekilde: ‘Tamam abi, yeter artık.’ dedi. Kardeşimdi sanırsam. Hiç tepki vermedim. Diğerleri gülerken de tepki vermemiştim. Hepsi birden ciddileşmeye başladı. Bağırmaya hatta biraz sonrasında da yalvarmaya başladılar. Yaşayacakları hayatları, onları bekleyen aileleri falan varmış. Bunların farkında olmadığımı sanmaları şaşırtmıştı beni.’’ Yanındakine dönüp sakin bir şekilde bakarak: ‘’Ben deli değilim çünkü, umursamıyorum sadece.’’ dedi ve bu sefer farlarla aydınlanan yola çevirdi suratını. ‘’İlk kez intihara o kadar yakındım ve belki bir daha asla cesaret edemeyecektim. Hayatımı beraber geçirdiğim üç-dört insan ve ailelerini umursar mıyım sence?’’ Öksürmeye başladı. Her öksürdüğünde acısı katlanıyordu. Araba da gittikçe ısınıyordu. Camı açtı. Hızlı bir şekilde gittikleri hâlde herhangi bir rüzgar yoktu. Gözleri kapanmaya başladı. Kafası düşer düşmez irkildi. Kendine gelmişti. ‘’Hızlandım, hızlandım… Artık herhangi bir şekilde durmamız çok zordu. Kazasız bi’ şekilde tabi. Arabadan beni çıkarırken sonunda durduğumuzu görmüşsündür.’’ Gülmeye başladı. Gülerken de acısının eskisi kadar olmadığını hissetti. Ciddileşti. ‘’Hepsi öldü. Bir tek ben kaldım. Tek kalmaması gereken, tek yaşamak istemeyen ben. Kaderin mizahı böyle olsa gerek. Ama şunu fark ettim. Ben, yaşamak istemeyen ben, yaşamıyormuşum ki zaten. Canıma kıymaya karar verdiğim ilk o an, hızlanmaya başladığım ve arabadakilerin güldüğü o an, her şeyin ciddileştiği ve geri dönülemez hâle geldiği o an, kazanın olduğu ve işte öldüm dediğim o an, araba yanmaya başladığında kapıyı zorla açıp beni arabana taşıdığın o an, diğerlerini de kurtarmaya gidecekken arabanın patladığı o an… Hepsinde aynıydı. Hiçbir şey hissetmedim. En ufak bir şey. Sanki hiçbir şey yok gibiydi. Sanki ben yok gibiydim. Sanki akşam serinlikte oturup gökyüzünü izliyor gibiydim. Hiçbir şekilde değişiklik yoktu aralarında. Anlayamıyorum.’’ Terlemesi yüzünden yüzündeki kanlar temizlenmişti. Havanın serinleyeceği yoktu. Küçük bir esinti istiyordu sadece. ‘’Şuan arabayı sen sürerken de direksiyonu kırıp bir kez daha deneyebilirim şansımı. Ama artık yapacağımı sanmıyorum. Herhangi bir şey yapacağımı sanmıyorum. Herhangi bir şey yaptığımı da sanmıyorum. Sadece bir şaka gibi hissediyorum kendimi. Komik olanından da değil. Herkesin güldüğü bir yerde yapıldığı hâlde insanları gülüşünden eden, iğrendiren bir şaka. Hiç olmaması gereken ama ağızdan bir kere çıkmış, geri alınması mümkün değil. Herkesin hiç olmamasını istediği o şaka. En azından durdurabilirim o şakayı dedim, hiç olmamasını sağlayamasam da susturabilirim sanmıştım.’’ Terle sırılsıklam olan yüzüne fark edilmese de gözyaşları eşlik etmeye başladı. Hafif bir sessizlikten sonra yüzünde ufak bir gülümse oluştu: ‘’Kazada ölürken, şuan, görmüş olduğum son rüya olsaydı ya. Ya da ya da ya da ya da daha güzeli daha güzeli… Ateşler içerisindeki arabanın içerisindeyim. Tek istediğim senin, adını dahi söyleyemediğim senin gelip beni kurtarmanı hayal ederek ölüyorum. Her şeyin farkında ve bir imkânsızı düşleyerek.’’

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kayıp Hamile #1.6

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Devamı... 3 ay sonra... 'Hazırsın değil mi ortak? İçeri giriyoruz.' 'Hazırım. Hadi başlayalım da bitsin. Bu bitsin, sonlansın çıkışında sana pizza ısmarlayacağım.' 'Tamam o zaman çaylak. Bu davadan sonra çaylaklıktan çıkış aşamasına gireceksin.' dedi Şerif ve eski ve yıkık olan binaya girdiler. Bu günün sabahında... 'Hey Şerif! Amirin odasına çağrılıyorsun. Önemli bir şey olmasa çağırmaz. Ne yaptın yine, hangi kadına sanki bir katırmış gibi davrandın?' dedi Erdem. Erdem, Şerif'in çocukluk arkadaşıydı. Kendisiyle lisedeyken tanışmışlardı ve aralarından su sızmazdı. Erdem'in bu şehre tayini yeni çıkmıştı. Normalde Şerif'in ortağı olacakken Oğu...

Canlandırmalar #1

Bu bölümde atasözlerinin, özlü sözlerin, deyimlerin vb sözlerin nasıl çıkmış olabileceği ile alakalı hikaye bazlı senaryolar yazacağım. Gerçek değiller ama olma olasılıkları çok düşük de olsa var. Bu arada size küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . Damlaya damlaya göl olur. ''Yaşlı adam evi için tuttuğu balıkları sağ eline, oltayı da sol eline alarak evinin yolunu tuttu. Ailesi bu balıkları gördüklerine çok sevinecektir çünkü dört haftadır balık yememişlerdi. Adam en çok çocuğunun suratındaki o mutluluğu göreceği için sevinçlidir.  Neredeyse eve gelmişti. Saatte dokuz olmak üzereydi. Cebinden anahtarı çıkarmaya çalışırken anahtarı yere düşürdü. Yerden bir şeyler sıçradığını gördü. Anahtar bir birikinti de yüzüy...

Çürütmeler #2

Küçük bir bilgi vereyim. Eğer blog yazılır yazılmaz haber almak istiyorsanız, değişik içeriklere daha hızlı ulaşmak istiyorsanız bu Facebook sayfasını beğenerek haberlerin anında gelmesini sağlayabilirsiniz ve farklı içeriklerden yararlanabilirsiniz. Link:  Facebook ,  Google+ ,  YouTube . En sevdiğim serinin ikinci bölümü. Bugünkü cümlemiz 'Testinin içinde ne varsa, dışına o sızar.' sözüdür. Ve de hatırlatayım ben sadece eğlence için çürütüyorum. Ve de her zaman gerçek olamayacağını söylüyor ve gerçek anlamında inceliyorum. Mecazen doğru bir söz. Neyse biz örneklerle sözü inceleyelim. Olay 1: ''Şimdi normal bir testi. Genelde topraktan yapılır. Toprak bir testi düşünelim. İçinde su olsun. Bu testi 4 kişilik bir ailenin testisi. İki çocuk bir anne ve bir babadan oluşan bir ailenin. Küçük kız çocuğu testiye su doldurmaya gidiyor. Karşıda küçük çocukları oyun onarken görüyor. Küçük çocuklar kırmızı bir toz oynuyorlar. Gıda boyası. Bu da gidip elinde testiyle oynamaya ba...